25 Nisan 2011 Pazartesi

Güneşin Gözyaşları


Dün akşam nefes kesen bir mücadeleye tanık olduk. Fenerbahçe bu sezonun ikinci yarısında adet haline getirdiği geri dönüşlerden birini daha seyrettirdi futbolseverlere. Önce küme düşmeme mücadelesi veren Bucaspor Şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe'ye 3 gol attı.Sonra Şampiyonluk savaşı veren Fb küme düşmeme mücadelesi veren Bucaya 5 gol attı. 90 Dakika Fb,Buca ve Ts lu taraftarlar dışında tüm futbolseverler açısından son derece zevkli bir mücadeleydi. Fb liler önce şampiyonluğun gittiğini düşündü. Aynı dakikalarda Bucalılar da kümede kalma yolunda iyice umutlanmışlardı. Ts lu taraftarlarda aradaki puan farkının üçe çıkmasından dolayı şampiyonluk yolunda rahat bir nefes almaya başlamışlardı ki bir anda her şey tersine dönmeye başladı. 90 dakika sonunda, maç içinde üzülenler sevinmeye,sevinenler üzülmeye başladı. Bu maç bize bir kez daha gösterdi ki ligin son haftasının son düdüğüne kadar heyecan hiç bitmeyecek
Ancak dün akşam bize bir şey daha ders oldu diye düşünüyorum. O da Güiza'nın gözyaşları. Oyuna girdikten 40 saniye sonra topla ilk buluşmasında Fb'nin galibiyet golünü attıktan sonra dökülen gözyaşları bize onun eninde sonunda bir insan olduğunu hatırlattı.Geldiği günden bu yana attıkları ile değil de atamadıklarıyla gündeme gelen Güiza aynı zamanda bu süreçte ailevi bir çok sorun da yaşadı. Zaman geldi çocuğunu göremedi. Zaman geldi çocuğunun annesi ile mahkemelerde hesaplaştı. Biz ise onun  bu yaşadıklarını göz ardı edip sadece sahada yapamadıklarıyla acımasızca yerden yere vurduk. Evet belki futbol bunu gerektiriyordu. Futbolda dün değil sadece bugün vardı. Bir çok kişinin hayatı boyunca göremeyecekleri parayı bir ayda kazanıyordu. Taraftar da bunun karşılığını görmek istiyordu haklı olarak. Ama bir gerçek te var ki ondana beklediklerimizi yapmasını isterken onun bir insan değil de makine olduğunu düşündük. 
Biraz empeti yapmaya çalışırsak. Biz onun yaşadıklarının onda birini yaşasak nasıl bir psikolojiye bürünürdük ? Burada amacım Güiza'yı tamamen haklı durumuna sokmak değil. Kaçırdığı golleri savunmak,giden şampiyonluğun hesabını başkalarına yıkmak hiç değil. Elbette kendisinden beklenmeyecek düzeyde kötü oynamıştır geride kalan 3 yılda. Mutlaka aldığı paranın hakkını vermemiştir. Benim burada anlatmak istediğim, sonuçta Güiza'nın da insan olduğudur. Dün akşam onun göz yaşlarını görüp de içi duygulanmayan olmuş mudur?  Bence olmamıştır. Bir yandan ağlarken, diğer yandan attığı golün sevincini EngelSİZ bir taraftarla paylaşmasını görenler neler hissetmiştir acaba ? Eminim o anı yaşayan bütün Fb li taraftarlar O EngelSİZ taraftarın yerinde olmak istemiştir. Eleştirelim beyler elbette  eleştirelim. Ancak bunu yaparken de karşımızdakinin de bir insan olduğunu unutmayalım.

21 Nisan 2011 Perşembe

Kaldı iki tane


Dörtlü El Classıco serisinin iki tanesi tamamlandı. İlk yarı itibariyle önde olan taraf Real Madrid. İki maçta bir beraberlik bir de galibiyet aldılar. Üstelik aldıkları galibiyet sonucu müzelerine Kral Kupasını götürdüler. Kendimi övmek için söylemiyorum, iki maçın sonucu da beklediğim gibi oldu. Çünkü aradaki puan farkı nedeniyle lig maçında Braça için beraberlik iyi bir sonuçtu. Nitekim çok fazla galibiyeti arzulamadan istedikleri sonucu almayı bildiler. Kupa maçında ise durum farklıydı. Jose ne olursa olsun Madrid ile en az bir kupa kazanmak istiyordu ve o kupayı şüphesiz Guardiola'dan daha fazla istiyordu. Şimdi geriye iki maç kaldı. Açıkçası Şampiyonlar ligi maçları için şimdiden bir tahminde bulunmak çok zor.  Mourinho'nun mu yoksa Guardiola'nın mı şampiyonlar ligini daha çok istediğini kestirmek kolay değil. Eğer bir tahmin yapmak gerekirse de tarihin tekerrür edeceğini ve bir kez daha Barça- ManU finali izleyeceğimizi düşünüyorum.

12 Nisan 2011 Salı

Ağır Oldu


                                       Ağır oldu ama en azından Dalglish e yenildik

10 Nisan 2011 Pazar

iPLER KİMİN ELİNDE


Fb geçen hafta kendi evinde Bursaspor a 2 puan vererek liderliği Ts a bırakmıştı. Şimdi avantajın Ts a geçtiği savunuluyor. Ancak ben atm tersini düşünüyorum. Şu bir gerçek ki arkadan gelen her zaman avantajlıdır. Tamam Ts tüm maçlarını kazandığı zaman sezonu şampiyon olarak tamamlayacaktır ama daha sekiz maç varken bu durum ne kadar sürdürülebilir o da tartışılır.Çünkü geriden gelen takım maçlarını kazandığı sürece ondeki takım üstünde fazlasıyla baskı hissedecektir. İşte tam burada devreye baskıyı kaldırabilme,stresi yönetebilme kabiliyetleri ön plana çıkacaktır. Ligin geride kalan haftalarında Ts camiasının bu süreci pek iyi yönetmediğine şahit olmuştuk. Eğer bu dönemden Şenol Hoca ve Trabzon camiası gerekli dersleri çıkardıysa  sezon sonunda mutlu sona ulaşırlar. Yok çıkaramadılarsa( Ki sevgili Başkan Sadri ŞENER'in gazetelere verdiği demeçlerle pek de olumlu dersler çıkarmadığını gözlemliyoruz.) kendi elleri ile şampiyonluğu Fb hediye ederler. Dolayısı ile Fb maçlarını kazandığı sürece ipler  Fb nin elinde olacaktır. Yani bence avantaj Ts da değil Fb de.

Dün akşam ki maçta sonucu itibari ile öyle bir maç oldu. Fb zorlu Eskişehir deplasmanın dan 3 puanla dönmesi eminim bu akşam oynanacak Gs maçı öncesi Trabzon camiasında baskı oluşturmuştur. Şu anda ki form durumları ile Ts maçın mutlak favorisidir ama skor olarak önde olamadıkları her dakika, Trabzonlu oyuncuların üstündeki stres katsayısı aratacaktır.
Alex'in Varsa

Alex'in varlığı da yokluğu da hep tartışıldı. Fb nin attığı üç golde de onun payının olması bu oyuncunun takım içinde ki vazgeçilmezliğini ortaya koydu. Kaptan bu yıl şampiyonluğu gerçekten çok istiyor. Bunu da zaten oyununa yansıtıyor. Bundan önce ki sezonlar da zaman zaman formsuz,isteksiz oyunlarıına şahit olmuştuk. Hatta tüm camiayı ikiye bölmüştü. Kimisi vazgeçilmez olduğunu savunurken kimisi de artık gitme zamanının geldiğini savunuyordu.Ancak herhalde  Fb li taraftarların ve camianın bu sezon ki Alex'e söyleyecek en ufak bir sözü yoktur. Bu yıl herkesin takdirini bir kez daha toplamayı başardı yıldız oyuncu.  Yanlız saha için de değil saha kenarında da liderliğini sürdüyor. Oyundan alınınca yedek kulübesinde herkesin elini sıkan kaptan Güiza'nın elini sıkmadı. Yattığı yerden para kazanmasına tepki göstererek ona bu takımın bir parçasını olmadığını hissettirmek istedi. Bravo Kaptan.
SOL TARAF

Sol bekte Santos oynuyor. Adamın asıl yeri zaten sol bek. Yani mevkisinde oynuyor. Sorun yok. Peki Caner,Dia,Stoch üçlüsünden hangisinin daha fazla savunma özelliği var diye sorsak, iyinin kötüsünden Caner cevabı verilir değil mi ? Dün sahaya çıkan on bir de de sol kanatta Santos-Caner ikilisi vardı. Fakat gelin görün ki Fb nin yediği gol yine kendi solundan geldi. Bu da ayrı bir soru işareti. Fb nin solunda Ümit-Tuncay ikilisihjnden bu yana kalıcı bir çözüm üretilemedi gitti.

4 Nisan 2011 Pazartesi

GREEN STREET HOLIGANS- One Blood

video

BİR REKLAM

Yazık Sana


Dün akşama damga vuran olayın görüntüsü...
Amacım hakem kararını tartışmak değil. Dün akşam Kuddusi MÜFTÜOĞLU bu pozisyona devam kararı verdi. Olabilir. Kendi takdir hakkıdır. (Her ne kadar UEFA da FIFA da bu hareket bir milyon defa penaltı olsa da)
Değinmek istediğim konu bu gün basında çıkan haber.
Habere göre Serdar Aziz devre arasında Fb li oyunculara pozisyonun penaltı olduğu konusunda itirafta bulunmuş. Ancak aynı Serdar Aziz maçtan sonra Lig TV kameralarına pozisyonun penaltıyla ilgisi olmadığını açıkladı. Bende kulaklarımla duydum. Eğer haber doğruysa. Yani Serdar devre arasında gerçekten itirafta bulunmuşsa, kamera karşısına geçip milyonlarca insanın gözünün içine baka baka yalan söylemiştir. Oysa kamera karşısında aynı duruşu sergilese ne kaybederdi.Hiç. Tam aksine çok şey kazanırdı.Bursa'nın alt yapısında oynaya ve seni örnek alan kardeşlerine ne güzel dersler veriyorsun. Seni örnek alacak futbolcu olmak isteyen miniklere yalan söylemeyi,yalancı olmayı öğretiyorsun. Başınızdaki Ertuğrul Hoca dan hiç mi feyz almıyorsun.
Yazık Sana Serdar Aziz. Keşke adın gibi olabilseydin.
Ne demiş Gazi Mustafa Kemal : '' Sporcunun zeki,çevik aynı zamanda  AHLAKLISINI severim ''

3 Nisan 2011 Pazar

Hakkını Kullandı.


Haftanın belik de en önemli maçıydı. Geçen yılın şampiyonu Bursaspor şampiyonluğa İstanbul'daki Fb maçından sonra inanmaya başlamıştı. 2-0 geriden gelerek 3-2 kazandıkları maçtan sonra camiada şampiyonluk kelimesi telaffuz edilmeye başlanmıştı. Fb de bir nevi o maçtan sonra şampiyonluğu kaybetmişti. Fb li oyuncular bu maça rovanş gözüyle bakıyorlardı. Nitekim hafta arasında verdikleri demeçlerde de bunu açık açık dile getirmişlerdi.
 Maç başladığında Fb her zaman ki gibi arzuluydu. Önde basmaya çalışıyorlar,rakibi hataya zorluyorlardı ama Bursasporlu oyuncular savunmada dikkatli idiler. Ancak ne var ki geçen yıl ki Bursapor ile bu akşam ki Bursaspor arasında gözle görülür derecede fark var. Geçen sene ki öz güveni yüksek,son derece iyi paslaşan,iyi organize olan Burspor'un yerine panik yapan Bursaspor vardı sahada. Kim ne derse desin Bursaspor bu akşam sahaya yenilmemek için çıkmıştı. Daha çok savunmada bekleyen,kendi yarı sahasında kalabalık duran,hücuma 2 ya da 3 kişiyle çıkmaya çalışan Bursaspor önce beraberliği düşündürüyordu. Anlaşılan o ki geçen yılki şampiyonluk Bursaspor oyuncularına yeterli gelmiş. Ama ben eminim ki Ertuğrul Hoca için yeterli depildir. Bu yıl Bursaspor şampiyonluğu alsa da almasa da Ertuğrul Hoca takımda ciddi revizyona  gidecektir.

Bu beraberlik iki takıma da yaramadı. Bursaspor liderin 11 puan gerisine düşerken. Fb de liderlik koltuğunu trabzon'a devretti. Trabzon'un hiç bir şey oynamadan,ecel terleri dökerek 3 puan aldığı haftada Fb nin Bursaspor gibi bir rakibe 2 puan kaptırması aslında normal.

Peki Fb için sıkıntılı günler mi başlıyor ? Bence hayır. Çünkü ikinci yarıya inanılmaz bir başlangıç yapan Fb de aslında herkes daha önce ki maçlarda puan kaybedebileceğini hesaplıyordu. Ama üst üste alınan galibiyetler puan kaybı hakkını bu haftaya kadar taşımıştı. Sonuçta hiç bir takımın 17 de 17 yapması muhtemel değildir. Aykut Hoca da böyle bir şeyi hayal etmiyordu muhtemelen. O bütün hesaplarını ikinci yarıda en kötü ihtimalle Gs ve Bjk maçlarında puan kaybedebileceğini hesaplamıştı. O maçlarda alınan galibiyetler puan kaybı hakkını ileriki haftalara taşımıştı. Fb de o haklarından birini bu hafta kullandı. Ancak kullanırken de  vurdum duymaz değildi. Oyuncular maçı almak için her türlü mücadeleyi sergilediler. Kalan haftalar her şeye gebedir. Hem Trabzonun hem de Fb'nin önünde zorlu maçlar var. Son viraja girilirken her ne kadar şu anda Trabzon lider olsa da onun da işi kolay değil. Bundan sonra en fazla maç kazanan değil geriye kalan 720 dakika içinde en az dakika hata yapan takım kazanacaktır şampiyonluğu. Bu takım trabzon da olabilir Fb de. Ama Bursaspor olamaz. Çünkü bu akşam Kadıköy'de alınan beraberlik Bursaspor için şampiyonluğa veda etmek anlamına geliyor. İş sadece Trabzon ve Fenerbahçe arasında kalınca da Fb yi biraz daha şanslı görüyorum. Çünkü Fb camia ve taraftar olarak kriz yönetimini Trabzon dan daha iyi beceriyor. Nitekim Fb nin bunu yapabildiğini ve Trabzon un yapamadığını bu sene devre arasında gördük.